Birinci Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914′te Avrupa devletlerinin sömürge kavgası yüzünden başlamış, kısa sürede tüm dünyaya yayılmış olan ve 4 yıl sürüp yaklaşık 25 milyon insanın ölümüyle sonuçlanan dünyanın en kanlı savaşlarından birisidir. 1918 yılında sonuçlanan ve Osmanlı Devleti’nin de katıldığı bir savaştır.
I. Dünya Savaşı’nın asıl nedenleri, Fransız İhtilali’nin meydana getirdiği düşünce akımları ve Sanayi İnkılabı’nın ortaya çıkardığı sömürgecilik yarışıdır.
XIX. yüzyıl içinde sanayileşmenin hızla gelişmesi ve Sanayi İnkılabının gerçekleştirilmiş olması, sömürgecilik faaliyetlerinin artmasına yol açmıştı. Avrupa ülkeleri, Afrika ve Uzak Doğu’da birbirleriyle rekabet etmeye başlamışlardı. Birçok ülkenin ekonomik çıkar çatışmaları karşılıklı siyasi rekabetlere, uyuşmazlık ve çatışmalara yol açmıştı. Almanya dünyadaki sanayi üretiminde 4. sıraya çıkmıştı. Almanların dünya pazarlarına sürdüğü mallar, kaliteli, ucuz ve bol olması nedeniyle dış pazarlarda tutuldu. Hatta önde gelen bir sanayi ülkesi olan İngiltere’nin sömürgelerindeki pazarlarında bile Alman sanayi malları aranmaya başlamıştı. Bu durum, başta İngiltere olmak üzere Fransa ve Rusya’yı da kaygılandırıyordu. Özellikle ekonomik alandaki Alman-İngiliz rekabeti, siyasi alanda da etkisini gösterdi. Ayrıca Almanya, Güneydoğu Avrupa’yı etkisi altına alarak Panslavizm politikalarının önüne set çekti. Bu olay I. Dünya Savaşı’nın çıkışında önemli bir etken oldu. Çünkü Rusya, Avusturya’yı parçalayarak bölgedeki bütün Slavları kendi yönetiminde birleştirmek istiyordu. Rusların Panslavist politikası ve Asya’da yayılması ve Almanların İngilizlere karşı izlediği politika, Almanlara karşı Rus-İngiliz iş birliğini zorunlu hale getirdi. Fransa ise Almanlara karşı oluşan bu düşmanlıktan yararlanarak 1871′de Almanlara kaptırdığı Alsas-Loren’i geri almak istedi. İtalya ise Avusturya ve Fransa’nın elinde bulunan ve İtalyanların yaşadıkları yerleri de bu birliğe katma siyaseti gütmüş ve sömürgecilik hareketlerine başlamıştı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da Rusya’nın Panslavizm politikasını hem kendi birliği hem de Balkanlardaki nüfuz mücadelesi için önemli bir tehdit olarak görmekteydi.
Bütün bu oluşum ve kaygılar Avrupa’da iki karşıt grubun ortaya çıkmasına neden oldu; Bunlardan birincisi, 1882 yılında Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya’nın oluşturduğu İttifak (Bağlaşma) Grubu, diğeri ise İngiltere, Fransa ve Rusya’nın oluşturduğu İtilaf (Anlaşma) Grubu’dur. Ancak İtalya 1915 yılında İtilaf Devletleri’nin tarafına geçmiştir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Arşidük’ü Fransua Ferdinand ve eşi, 28 Haziran 1914′te Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’yı ziyaretleri sırasında, Sırplı bir genç tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürüldü. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, bu suikastçıyı Sırbistan’dan istedi. Sırbistan ise bu isteği reddetti. Bunun üzerine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 28 Temmuz 1914′te Sırbistan’a; kendini Slav ırkının koruyucusu olarak gören Rusya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na; Fransa ile Rusya’nın anlaştığını gören Almanya da Fransa ve Rusya’ya; aynı şekilde İngiltere de Almanya’ya savaş ilan etti. Böylece savaş, kısa zamanda tüm Avrupa’yı sardı.
Avrupa’da başlayan savaş kısa sürede yayılarak sömürgelere ve kıtalara sıçradı. Japonya bu durumdan yararlanma yoluna gitti. 21 Ağustos 1914′te Almanya’ya savaş ilan ederek, Asya’daki Alman sömürgelerini ele geçirdi. Belçika ve Fransa’ya saldıran Almanya, Fransızlarla yapılan Marn Irmağı Savaşı’nı kaybetti. Bundan sonra, Almanya bütün gücüyle Rusya’ya saldırdı. İlk başlarda Ruslara karşı büyük başarılar kazandıysa da kesin bir sonuç alamadı.
Osmanlı Devleti’nin 29 Ekim 1914′te Karadeniz’deki Rus limanlarını bombalamakla İttifak Devletleri’nin yanında savaşa girmesi, savaşın genişlemesine ve cephelerin çoğalmasına neden oldu. İttifak Devletleri Balkanlar’da başarılar kazanmaya başladı. İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa katılan Romanya ve Sırbistan işgal edildi. Savaşın başında tarafsız olan İtalya, kendisine İtilaf Devletleri tarafından Batı ve Güney Anadolu vaat edilince İttifak Devletleri’ne karşı savaşa girdi.
Kara savaşlarında başarılı olamayan Almanya, ekonomisini çökertmek ve yapılan yardımları önlemek amacıyla, İngiltere’nin sahillerini ablukaya alarak denizaltı savaşlarını başlattı. Askeri gemilerin yanında yolcu gemilerinin de yardım taşıdığı gerekçesiyle batırılması, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok ülkenin tepkisini çekti. ABD, iki ticaret gemisinin batırılması üzerine Almanya’ya savaş ilan etti.
Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı sırada Osmanlı Devleti İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından yönetiliyordu. Osmanlı devlet adamlarının başlıca amacı kaybedilmiş toprakları geri almaktı.
Osmanlı Devleti, Balkan Savaşları sonunda bir taraftan ordu ve donanmasında ıslahat yapmaya çalışıyordu. Diğer yandan iki bloğa ayrılmış olan Avrupa da siyasi yalnızlıktan kurtulmak için İngiltere, Fransa ve Bulgaristan ile de ittifak girişimlerinde bulundu fakat başarılı olamadı. Ayrıca İngilizlerin savaşa girmesi Osmanlı Devleti’ni endişelendirmiş ve Rusya ile uzlaşma yolları aramaya sevk etmişti. Ancak Ruslya boğazlar üzerindeki emellerinden dolayı uzlaşmaya yanaşmamış, hatta Osmanlı Hükümeti’nin, İngiltere ve Fransa ile yakınlaşmasına da engel olmuştu. Gerek bu teşebbüsler, gerekse Balkan Savaşları sırasında Rusya, İngiltere ve Fransa’nın tutumları nedeniyle Osmanlı Hükümeti, İtilaf Devletleri’ne güvenemiyordu. Bundan dolayı Osmanlı Hükümeti Almanya’nın yanında savaşa girmek zorunda kalmıştı. Almanya’nın amacı, padişahın halifelik gücünden yararlanarak İngiltere’nin sömürgelerinde yaşayan Müslümanları ayaklandırmak, bu bölgelerle İngiltere’nin irtibatını kesmek ve yardım almasını engellemekti. Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle açılan cepheler Almanya ve Avusturya’nın gücünü hafifletecekti. Ayrıca Osmanlı Devleti aracılığı ile Doğu’da Rusya’ya cephe açtırarak İtilaf Devletleri’nin gücünü zayıflatmaktı.
Sonuçta, İstanbul’da Türk-Alman ittifakı görüşmeleri başladı. 2 Ağustos 1914′te gizli ittifak anlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti, İttifak anlaşmasının imzalandığı gün seferberlik ilan etti ve Mebusan Meclisini dağıttı. İki gün sonra da tarafsızlığını ilan etti. Tarafsızlık kararı, Almanya’nın işine gelmedi. Bu kararı bozmak ve Osmanlı Devleti’ni savaşa dahil etmek için zorlamaya başladı. Bu sırada, Akdeniz’de İngiliz donanması tarafından takip edilen Göben ve Breslav adlı iki alman gemisi, Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlı Devleti’ne sığındı. Osmanlı Devleti, bu gemilere Türk bayrağı çekerek Almanya’dan satın aldığını bildirdi. Bu gemiler Yavuz ve Midilli adı verilerek Osmanlı donanmasına katıldı. Yavuz ve Midilli gemileri, Alman Amiral Souchon (Suşon) komutasında Osmanlı savaş gemileri eşliğinde 27 Ekim 1914 günü, tatbikat amacıyla Karadeniz’e açıldı. Rusya’nın Karadeniz’deki Sivastopol ve Odesa limanlarını topa tuttu. Bu olay karşısında Rusya, Osmanlı Devleti’ne 2 Kasım 1914′te; İngiltere ve Fransa da 5 Kasım 1914′te savaş ilan etti. Osmanlı Devleti ise bu duruma 14 Kasım 1914′te savaş ilan ederek karşılık verdi. Böylece Padişaha bile haber verilmeden savaşa girildi. Bir söre sonra da Bulgaristan Almanya’nın yanında savaşa katıldı ve Almanya ile Osmanlı Devleti’nin toprakları karadan bağlanmış oldu. Alanya ve Osmanlı Devleti, savaşa katılırken Rus ve İngiliz sömürgelerindeki Müslümanlardan yardım göreceklerini düşünmüşlerdi. Fakat bu düşünce gerçekleşmedi. İtilaf Devletleri’nin kuvvetleri arasında, Müslüman askerler de bulunmaktaydı.
Osmanlı Devleti bu savaşta Kafkasya, Çanakkale, Irak, Kanal, Suriye, Filistin, Hicaz, Yemen, Romanya, Galiçya ve Makedonya cephelerinde savaşmıştır.
Kafkas Cephesinde askeri harekat, Rusların 1 Kasım 1914′te Osmanlı sınırını geçmesiyle başladı. Osmanlı ordusu, Enver Paşa’nın yönettiği karşı taarruzda, şiddetli soğuk, açlık ve bulaşıcı hastalık nedeniyle başarısız oldu. Onbinlerce Türk askeri donarak şehit oldu.
1915 Nisan ayı sonlarında Rus ordusu tekrar taarruza geçti. Bunun üzerine Doğu Anadolu’da yaşayan Ermeniler de Ruslarla birlikte hareket edip Türk köylerine ve kentlerine saldırarak kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce Türk insanını öldürdüler. Rusya; Doğu Anadolu’da Erzurum, Erzincan, Bitlis ve Muş’u ele geçirdi.
Çanakkale Savaşları’nın sonuçlanmasından sonra Doğu’da bulunan 16. Kolordu Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, yaptığı savaşlar sonucunda Muş ve Bitlis’i Ruslardan geri aldı. (1916)
1917′de Rusya’da çıkan ihtilal, Kafkas Cephesi’ndeki savaşın durmasına neden oldu. Rusya’daki Bolşevik yönetimi, İttifak Devletleri’nden barış istedi ve bunun sonucunda Polonya’da Brest-Litovsk Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden aldığı Kars, Ardahan ve Batum’u geri vererek Doğu Anadolu’yu tamamen boşalttı.
Çanakkale Savaşları, I Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin akışını değiştiren, Türk Milleti’nin kahramanlık destanıdır.
Ekonomik bakımdan sıkıntı içinde olan Rusya, müttefiklerinden yardım istemişti. Fransa ve İngiltere, Boğazlar yoluyla Rusya’ya yardım etmek için Çanakkale Cephesini açtılar. Ayrıca, İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’na saldırarak, İstanbul’u ve boğazları ele geçirip, Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmayı ve henüz savaşa girmemiş Balkan Devletleri’nin, İttifak Grubu’nun yanında savaşa girmelerini engellemeyi amaçlamışlardı.
Bu amaçlarla, ortak bir İngiliz-Fransız donanması, 19 Şubat 1915′ten itibaren Çanakkale Boğazı’nın iki tarafındaki Türk tabyalarını bombardımana başladı. Bir hafta sonra Kumkale ve Seddülbahir’i topa tutarak boğazdan içeriye girmek istediler. Bunlarla birlikte karayada asker çıkardılar. Karaya çıkan birlikler istihkamlardan bazılarına zarar verdiler ama donanma saldırısı başarısız oldu. Zaman zaman çok şiddetlenen bu bombardımanlar, 18 Mart 1915′e kadar devam etti.
18 Mart 1915′te boğazı zorlayarak geçmeye çalışan düşman donanması ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Nusret Mayın Gemisi’nin boğaza yerleştirdiği mayınlar ile Türk topçusunu ateşi sonunda İngiliz ve Fransız donanmasının yedi gemisi batırıldı.
İtilaf Devletleri’nin donanması boğazı geçemeyeceğini anlayınca İtilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kaldı. Bu başarısızlık, bütün dünyada yankı uyandırdı. Çanakkale’nin denizden geçilemeyeceğini anlayan ve büyük prestij kaybına uğrayan İtilaf Devletleri, bu defa kara harekatına yönelerek Gelibolu üzerinden boğazlara hakim olmak istedi. Bu amaçla, 25 Nisan 1915′te General Sir Ian Hamilton komutasında Gelibolu Yarımadası’nın güney sahillerinden, Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar’a asker çıkardılar.
Karadan Osmanlı başkentine yürüyebileceklerini sanan İngiliz ve Fransızlar, beklemedikleri bir savunma ile karşılaştılar. Çok çetin bir şekilde yapılan savunma, düşman kuvvetlerine ilerleme imkanı vermedi. Conkbayırı’nda düşman askerlerinin ilerlemesini süngü savaşıyla kazanan 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, Arıburnu’nda geri çekilen askeri birliklere “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.” sözleriyle cesaret vererek Arıburnu’nda zafer kazanmıştır. Daha sonra İtilaf Devletleri; Anafartalar, Conkbayırı ve Kireçtepe’de başarısızlığa uğradı. Bunun üzerine Gelibolu Yarımadası’nı boşaltarak geri çekilmek zorunda kaldılar.
Çanakkale Savaşı’nın sonunda, müttefiklerden yardım alamayan Rusya, ekonomik yönden tamamen çökerek, sosyal bunalımların içinde düştü. Çarlık rejimi yıkılarak yerine Bolşevikler iktidara geldi ve komünist rejim kuruldu. Bu yönetim, 17 Ekim 1917 tarihinde savaştan çekildi.
İngiliz ve Fransızların uğradığı bu yenilgi bir taraftan sömürgelerinde itibar kaybına yol açarken, diğer taraftan sömürgelerindeki Müslüman halkların ayaklanmasına neden oldu.
Osmanlı Devleti bu savaşın sonunda aralarında öğretmen, mülkiyeli ve tıbbiyeli gibi 250.000′e yakın yurttaş kaybetti.
Bu cephede en önemli noktalardan biri Alman Genelkurmayı’nın da sıcak baktığı Süveyş Kanalı Harekatı´ydı. Harekatın amacı, İngilizlerin asker, cephane ve malzeme sevkiyatını durdurmak, sömürgelerine giden yolu kontrol etmek ve Mısır’ı geri almaktı. Böylece İngilizler, sömürgelerinden insan ve malzeme yardımı alamayacak; Mısırdan’da çekilmek zorunda kalacaklardı. İngilizlerin, Arapları Türk ordusuna karşı ayaklandırması ve Almanlardan gelecek olan yardımı alamaması sonucu, Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek için yaptığı iki taarruz da başarısızlıkla sonuçlandı. Türk kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. İngilizler, 1916 yılının sonunda Sina Yarımadası’nı ele geçirerek Suriye sınırına ulaştılar.
İngilizler, ayrıca Yemen, Hicaz ve Filistindeki Arapları, Osmanlılara karşı kışkırtarak bölgede savaşan Türk ordularını zor durumda bıraktılar. İngilizlerin özellikle devlet kurmak vaadiyle kandırdıkları Arap kabileleri, Osmanlı Halifesi’nin cihat çağrısına uymayarak İngilizlerle birlikkte Osmanlılara karşı savaşmışlardır.
İngilizler tarafından açılan Irak Cephesi; Abadan ve Musul petrollerini korumak ve Ruslarla birleşerek Türk kuvvetlerinin İran’a girip Hindistan’ı tehdit etmesini önlemek amacıyla açılmıştır. 1914 Kasımında Basra’ya asker çıkaran İngilizler, Kutü’l Amare bölgesinde yenilgiye uğratıldı. General Towsend komutasındaki 18 bin kişilik İngiliz kuvveti teslim alınmıştı. Ancak Basra’ya yeni kuvvetler çıkaran İngilizler, zamanla üstünlüğü ele geçirdiler. Bağdat, 11 Mart 1917′de İngilizlerin eline geçmişti. Daha sonra da İngilizler Kerkük’ü alarak, 30 Ekim 1918′de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Musul’a yaklaşmışlardı.
Bütün bu cephelerin yanı sıra Osmanlı Devleti, müttefiklerine yardım amacıyla Romanya, Galiçya ve Makedonya cephelerinde de savaştı. Ancak bu cepheler Osmanlı Devleti için sonucu belirleyen cepheler olmamıştır.
Çanakkale Savaşları sonucunda Rusya, rejim değişikliği nedeniyle 3 Mart 1918′de Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalayıp savaştan çekildi. Böylece İttifak Devletleri, İtilaf Devletlerine karşı üstünlük sağladı. İttifak Devletleri bu yüzden savaşı kazanacakları kanısına vardılar. Ancak Almanya, Avrupa’nın ortasında sıkışığ kalmış bir kara devleti idi. Denizlere egemen değildi. Müttefiki olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da aynı durumdaydı. Çünkü, yıllarca süren savaşlar nedeniyle ekonomisi oldukça bozulmuştu. İngiltere ise, denizlerde tam bir egemenliğe sahipti ve sömürgelerinden devamlı ham made ve insan gücü yardımı almaktaydı. Ham madde azlığından ekonomisi giderek bozulan Almanya, düşmanlarıyla baş edebilmek için geliştirmiş olduğu denizaltıları savaşa soktu. İtilaf Devletlerine ham madde ve asker taşıyan gemileri batırmaya başladı.
Savaşın başında tarafsızlığını belirten Amerika Birleşik Devletleri, daha sonra İtilaf Devletlerine silah, cephane ve ham madde satmaya başladı. Bunu önlemek isteyen Almanya, denizaltı savaşlarına girişti ve Amerika Birleşik Devletleri’nin sivil ticaret gemilerini batırdı. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri, İtilaf Devletleri safında, Almanya’ya 2 Nisan 1917′de savaş açtı. Böylece savaşın kaderi değişti. Amerikan kuvvetleri, İtilaf Devletleri ile birleşince Almanların Batı Cephesi çöktü. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda karışıklıklar meydana geldi. Ekonomik sıkıntıların üstüne 1918′de Çeklerin, Sırpların, Hırvatların ve Slovenlerin bağımsızlık hareketleri başladı. Karışıklıklar sonucunda imparatorluk Avusturya ve Macaristan olmak üzere ikiye ayrıldı.
Bu olumsuzlukların sonucunda Almanya ve müttefikleri, savaşı bırakmak zorunda kaldılar. Almanya, 28 Haziran 1919′da Versay; Avusturya, 10 Eylül 1919′da Sen Jerman; Macaristan, 4 Haziran 1920′de Trianon; Bulgaristan, 27 Kasım 1919′da Nöyyi; Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1920′de Sevr Barış Antlaşmalarını imzaladılar.