
Evrim teorisi İngiliz doğa tarihçisi Charles Darwin tarafından ortaya atılmıştır. Evrim teorisini savunanlar tüm canlıların bir veya birkaç ortak atadan geldiğini ve birtakım süreçler sonucunda yeni nesillerin türediğini düşünürler. Evrim teorisine inanmayanlar ise yaratılışçılığı savunmuşlardır ve canlıların bir veya birkaç ortak adadan türediğini değil Tanrı’nın canlıları birbirlerinden ayrı olarak yarattığını düşünmüşlerdir. Evrim teorisi bugüne kadar oldukça tartışma konusu olmuştur ve bilim dünyasını ikiye bölmüştür. Evrimin temel mekanizmaları; doğal seleksiyon, mutasyonlar, birlikte evrim, yapay seleksiyon, eşeysel seleksiyon ve genetik sürüklenmedir.
Canlılar çok hızlı bir şekilde çoğalmaktadırlar. Böylelikle canlı türlerinin ömürlerini devam ettirmeleri gittikçe zorlaşmaktadır. Bu yüzden bazı canlılar soylarını devam ettirmek için üreyemeden yok olurlar. Evrim teorisini savunanlara göre bu yok oluşların değişik nedenleri vardır. Bu nedenler çeşitli kalıtsal farklılıklar ve bu farkların çevreye adapte olabilme yetenekleridir. Aynı türden canlılarda ve hatta aynı türün kardeşlerinde bile farklılıklar olabilir. Aynı türden canlıların arasındaki bu farklar canlıların hayatta kalabilme veya yok olabilme şanslarını değiştirebilir. Çevreye uyum sağlamayı kolaylaştıran farklılıklara sahip olan türdeşler hayatta kalabilirken diğer türdeşler çevreye uyum sağlayamaz ve yok olup yaşam savaşında elenirler.
Örnek verecek olursak; daha keskin gözlü kartalların daha kolay avlanması, boynu daha uzun olan zürafaların daha çok besin alması, daha güçlü olan hayvanların kavgayı kazanarak dişilerle çiftleşmeye hak kazanması gibi olayların gerçekleşme olasılığı daha fazladır. Yaşam savaşını kazanıp soyunu devam ettiren bu canlılardaki farklılıklar genetik kalıtım yoluyla yeni nesillere aktarılarak sürekli bir farklılaşma olduğu ileri sürülmektedir. Böylelikle bu farklılaşma yeni ve daha gelişmiş türlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
İşte bu farklılıklardan ötürü canlıların çevreye uyum sağlayıp soylarını devam ettirerek giderek farklılaşmasına doğal seleksiyon denir. Charles Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabında doğal seleksiyon hakkında birçok bilgiye rastlanabilir. Doğal seleksiyon (seçilim) düşüncesi yaratılışçılar ve evrimciler arasında sürekli tartışma yaşanmasına neden olmuştur.
Yapay seleksiyon, bitki ve hayvanların insanlar tarafından kontrollü bir şekilde yetiştirilerek kaliteli genlerin yeni nesillere aktarılmasıdır. Kaliteli olan bitkilerin tohumları toprağa ekilirken kalitesiz olan bitkiler imha edilir veya tüketilir. Güçlü ve güzel olan hayvanlar ise çiftleştirilir diğer hayvanlar kısırlaştırılır. Böylelikle yeni ve daha iyi canlı türlerinin ortaya çıkması sağlanır. Hangi canlıların soyunu devam ettireceğine insanlar karar verdiği için bu sürece yapay seleksiyon denir.
Eşeysel seleksiyon canlılar arasındaki sosyal yapılaşmanın sonucudur. Canlıların eş elde etmek ve buna bağlı olarak soylarını devam ettirebilmeleri için birtakım özelliklere sahip olması gerekmektedir. Örneğin dişi tavus kuşları daha renkli ve daha büyük kuyrukları olan erkekleri tercih eder. Daha büyük ve renkli kuyruğu olan erkek tavus kuşları soylarını devam ettirip genlerini yeni nesillere aktarırken diğerleri çiftleşemeden ölürler ve kalıtsal özelliklerini aktaramazlar. Böylelikle yeni nesiller önceki nesillerden daha güzel ve büyük kuyruklara sahip olur.
Mutasyonlar organizmaların DNA’larında meydana gelen rastgele değişikliklerdir. Mutasyonlar canlıların yaşamları için faydalı, etkisiz veya zararlı olabilir. Zararlı mutasyona maruz kalmış canlıların yaşaması zorlaşır ve üreyemezler. Faydalı mutasyonlara uğrayanlar ise daha kolay yaşam sonucu üreyerek genlerini yeni nesillere aktarırlar böylece yeni nesiller birbirinden giderek farklılaşır. Ancak bunun için mutasyonların mayoz bölünme sırasında üreme hücrelerinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Mitoz bölünme sırasında vücut hücrelerinde meydana gelen mutasyonların gelecek nesillere bir etkisi olmaz.
Evrim teorisini savunanlara göre canlıları farklılaştıracak mutasyonlar ve seleksiyonlar (seçilimler) olmasa bile canlılar her nesilde rastlantısal olarak farklılaşacaklardır. Çünkü her seferinde farklı DNA’lar bir araya gelerek yeni genleri oluşturacaktır. Genetik sürüklenme tamamen rastlantı sonucu oluşan bir süreçtir. Örneğin güçlü olan erkek kaplan avcılar tarafından yakalandığında dişi kaplan mecburen zayıf kaplanla çiftleşmek zorunda kalacaktır. Burada yeni nesillerin genlerini şans belirler.
Farklı canlı türleri birbirlerinin evrim süreçlerini etkileyebilirler. Bir canlı türünde meydana gelen evrim sonucunda bu canlıyla beslenen diğer canlılar da yeni bir evrim sürecine girerler. Örneğin virüsler yerleştikleri canlılardan aldıkları farklı genler sayesinde değişime uğrar ve evrim geçirir. Sürekli yeni hastalıkların oluşması da bu yüzdendir.