
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi kene ısırması sonucu bulaşan ve hayvanlardan insana geçebilen ölümcül bir hastalıktır. Kırım-Kongo kanamalı ateşi dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım’da görülmüştür.Daha sonra aynı hastalık 1956 yılında da Kongo’da görüldüğü için hastalığın adı Kırım-Kongo kanamalı ateşi olmuştur. Türkiye’de ise ilk olarak 2002 yılında Tokat şehrinde görülen bu hastalık Türkiye’de birçok ölüme neden olmuştur. Devamı »
Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla akciğer dokusunda tümör oluşmasına neden olan bir hastalıktır. Bu tümör iyi huyluysa sadece akciğer dokularında etkili olur. Eğer tümör kötü huyluysa kanser hücreleri çevre organlar veya vücudun diğer bölgelerine yayılarak diğer organlara zarar verebilir. Bu olaya metastaz denir. Akciğer kanseri, erkeklerde en sık ölüme neden olan birinci, kadınlarda ise ikinci kanser türüdür. Devamı »

Kemik Erimesi veya Osteoporoz, kemikteki protein ağının azalmasıyla iskelette ortaya çıkan mineral kaybı sonucu iskeletin küçülmesi ve kemiğin daha dayanıksızlaşmasıdır.
Kemikteki yumuşamanın artışı ve kemiğin yapısında yer alan kemik dokusu miktarının azalması sonucu bedensel olarak zayıflama gerçekleşir. Osteoporoz, omurga ve leğen kemiğinde ağrılarla ve eklemlerin oynamasında zorluklarla kendini belli eder. Devamı »

Avize; tavana, kubbeye ya da tonoza asılan süslü bir aydınlatma aracıdır. Avize yapmaktaki amaç, aydınlanırken aynı zamanda göz estediği sağlamaktır. Osmanlı döneminde, özellikle 18. yy’dan sonra cami, saray, konak ve yalılarda; maden, ağaç, porselen, cam ve billurdan yapılmış, gösterişli avizeler kullanılmaya başlanmıştır. İlk avizelerde aydınlatma mum ile; 19. yy’dan sonra da havagazıyla sağlanmıştır. İstanbul’da kolları çiçek motifleriyle bezeli çeşmibülbülden avizeler vardı. Topkapı Sarayı’ndaki 17. yy’da Fransa’dan armağan olarak gönderilmiş, neceften yapılmış avize ile; Dolmabahçe Sarayı’nın muayede salonundaki, İngiltere kraliçesi Victoria’nın armağanı olan 4,5 tonluk, 750 ampullük avizeler anılmaya değer örneklerdir.
Yunanca, uyku anlamına gelen hipnoz, bir kişinin başkası tarafından yapay olarak uytulması ve onun telkinlerinin altında bulunması halidir. Bir insanın, diğer bir kişinin, davranış, duygu, düşünce ve algılarını kontrol etmesine hipnoz denir. Çeşitli amaçlar için kullanılabilen hipnoz, birbirini izleyen üç aşamadan oluşur.
İlk dönem, uyuklama devresidir. Bu durumda, hipnotize edilen birey, uykuya çok ihtiyacı olan ve göz kapaklarını açmakta güçlük çeken bir insanın özelliklerini gösterir. İkinci aşama uyku halinde olan dönemdir. Üçüncü aşama ise dış dünya ile bağlantının tamamen kesildiği aşamadır. Bilimsel anlamda Psikolog Mesmer ile başlayan hipnoz, günümüzde çok çeşitli tekniklerle sağlanabilmektedir. Sözlü telkin, keskin koku, kişiden kişiye değişen uyku yaratıcı bölgelere basma, görme dikkatini parlak bir cisim etrafında yoğunlaştırma, el hareketleri vb. metotlarla hipnoz hali sağlanır. Devamı »
Okçuluk insanlık kadar eskidir. Okçuluğun kökeni insanların avlanmaya başladığı ilk zamanlarına dayanır. Başlangıçta avlanmak için yapılan okçuluk, modern zamanda bir spor aracı olmuştur.Okçuluk, okun bir yay aracılığıyla hedefe gönderilmesini amaçlayan bir spor dalıdır. Devamı »
Verem hastalığının başlıca özellikleri şunlardır; mikrobiyolojik açıdan, lezyon ve sızıntılarda (irin, balgam) Koch basili bulunması; anatomik açıdan, her zaman olmasa bile genellikle tüberkül adı verilen özgün lezyonların oluşumu.
Verem 1819′da Laennec tarafından diğer akciğer hastalıklarından ayrılmış ve ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Bulaşıcılığı 1865′te Villemin tarafından kanıtlanmış ve etkeni 1882′de Koch tarafından keşfedilmiştir. Devamı »