Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi kene ısırması sonucu bulaşan ve hayvanlardan insana geçebilen ölümcül bir hastalıktır. Kırım-Kongo kanamalı ateşi dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım’da görülmüştür.Daha sonra aynı hastalık 1956 yılında da Kongo’da görüldüğü için hastalığın adı Kırım-Kongo kanamalı ateşi olmuştur. Türkiye’de ise ilk olarak 2002 yılında Tokat şehrinde görülen bu hastalık Türkiye’de birçok ölüme neden olmuştur.
Hastalığın bulaşması genellikle Hyalomma cinsi kenenin ısırması yüzünden olur. Ancak bu hastalığı taşıyan ve bulaştırabilen 30 farklı kene türü daha vardır. Keneler evcil hayvanları ısırıp hastalığı bulaştırabilecekleri gibi yabani hayvanlara da hastalığı bulaştırabilirler. Bu hastalığın kıtalararası geçişinin hastalıklı göçmen kuşların etkisiyle olduğu düşünülmektedir. Virüslü hayvanların pişirilip yenilmesiyle hastalık insanlara da bulaşabilir. Hastalık kan ve kusmuk temasıyla bulaşabilir.
Kene ısırmasından itibaren 2 ile 9 gün arasında sürebilecek olan kuluçka evresi vardır. Kuluçka süresinin bitiminde grip benzeri belirtiler görülür. Kanama belirtileri hastalığın ilk 3-5 gününde ortaya çıkar. Hasta psikolojik yönden çöküntü yaşar, ruh hali bozulur. Bunlarla birlikte burun kanaması, kanlı idrar, kusma, yüksek ateş, terleme, üşüme ve halsizlik görülür. Belirtilerin ilk görülüşünden 9-10 gün sonra hastalık düzelmeye başlar ama hastaların %30′u rahatsızlığın ikinci haftasında ölür.
Kene ısırması sonucunda erken tedavi çok önemli bir yer tutar. Kanamalar başlamamışsa virüse karşı gerekli ilaçlar verilerek hastalık iyileştirilebilir. Eğer kanamalar başlamışsa hastaya acil olarak kan desteği verilmelidir. Hastalığın henüz kendine has bir aşısı ve ilacı yoktur. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bu virüse karşı bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.