Pragmatizm, spekülatif felsefe olan metafiziği eleştiren bir felsefe akımıdır. Düşünceler pratiksel sonuçlarına dayanarak yargılanır; doğru kesinliği olan bir iddiadır, deneysel problem çözümlerine götüren hipotezlerin uygulanmasına dayanır. Pragmatizm akımının ortaya çıkışı 1890′dan ABD’nin I. Dünya Savaşı'na girdiği 1917 yılına kadarki eğitim, sosyal ve siyasal reformları içeren ilerici hareketlerin yoğun olduğu, bilim ve endüstrinin yeni bir teknoloji toplumu yarattığı döneme rastlamaktadır.
Amerikalı filozof James’e göre bilgilenmede ilk nesnelere, ilkelere ve kategorilere değil son nesnelere, sonuçlara ve ürüne yönelmek gereklidir. Dünya biricik bir varlıktan değil bireylerden oluşur. Dünyayla ilgili bir teori insan yaşamıyla ilgili birçok konuyu göz ardı ederek kesin sonuçlu yanıtlara ulaşıyorsa reddedilmelidir, çünkü bu dogmatik bir teoridir. Pragmatizm ise hiçbir dogması olmayan yalnızca yaşamı ve insanın eylemlerini ölçü alan bir öğreti olup bu kuram çerçevesinde gerçeklik ve doğruluk insanın düşüncelerinden, eylemlerinden bağımsız değildir.
James, pragmatizm düşüncesinin insan yaşamının bir amacı olduğunu ve bu amacında öncelikle eyleme dayandığını ileri sürer. Ona göre, doğrunun biricik ölçütü başarıdır; düşünceler eylemde bulunmak için yararlandığımız aletlerden başka bir şey değildir, doğru düşünce en fazla kazanç getiren, en verimli, en etkili düşüncedir.
Pragmatizmin ve bilimsel yöntemin öğretilmesinin en etkili savunucularından biri olan John Dewey’e göre bilimsel yöntem, teoriler ve düşünceleri ifade eden biçimlerin oluşmasını kolaylaştıran akıl yürütme süreçlerinin sistematikleştirilmesinden oluşturulur. Bu sistematik süreçler; analiz, sentez, karşılaştırılmalar ve deneysel faaliyetleri içerir. Bilginin yararlı olması onu doğru kılar, aynı zamanda doğru bilgiler yararlıdır. Eğitimde aktivite ilkesini ve bilimsel düşünme yöntemini temel alan fonksiyonalist akımın temsilcilerinden olan Dewey, “aktivite programı” kavramını ilk kez. 1896 yılında kullanmıştır.
Ona göre öğrenmeyi sağlayan ana unsurlardan biri olan problem çözme, bilimsel yönteminde özelliklerindendir. İnsandaki dört dürtü; “sosyal yapıcılık”, “araştırma ve deneme”, “ifade”, “sanatsal yatırım” aslında problem çözme davranışına dayanmaktadır.
Bilgilenmeyi ve eğitimi, kişi ile çevresi arasındaki etkileşim süreci olarak gören Dewey’e göre kişinin kendi yaşamı ve deneyimleri bilgilerimizin temelini oluşturur. Akıl yürütmenin evreleri de şunlardır;