Prut Savaşı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Türk ordusuyla çar I. Petro’nun (Deli Petro) yönettiği Rus kuvvetleri arasında Prut Irmağı yakınında 19-21 Temmuz 1711 tarihinde yapılan bir meydan savaşıdır.
Genişleme politikası izleyen Rus çarı I. Petro, Kuzeyde Baltık Denizi’ne egemen olmayı ve güneyde de Karadeniz’e çıkmayı kendine başlıca amaç edinmişti. Kuzeydeki rakibi İsveç kralı Demirbaş XII. Karl, 16 bin kişilik bir kuvvetle Petro’ya karşı girdiği Poltava Savaşı’nı kaybedince, bağlaşığı olan Kazak başkomutanı Mezapa ile birlikte Bender’e kaçıp Osmanlı topraklarına sığındı. Rusların İsveç kralı ve yanındakileri yakalamak için sınırı aşıp Türk topraklarına girmeleri; bu arada, Kırım sınırında da saldırılara başlamaları; Türk-Rus barışına aldırmaksızın Azak Denizi’nde bir Rus donanması kurmuş olmaları; özellikle de İstanbul’daki Rus elçisi kont Tolstoy’un İsveç kralının sınır dışı edilmesini ve Mezapa’nın da hemen Rusya’ya teslimini isteyecek kadar ileri gitmesi, barışsever bir padişah olan III. Ahmet’i bile Rus elçisini huzurundan kovma derecesinde öfkelendirdi. Böylece padişahın başkanlığında toplanan olağanüstü bir toplantıda Rus seferinin başlatılmasına karar verildi.
360 savaş gemilik büyük bir Türk donanması Azak Denizi’ndeki Rus donanmasını yok etmek ve Azak kalesini geri almakla görevlendirilerek Karadeniz’e açıldı. 18 Temmuz’da Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki 140 bin kişilik Türk ordusu da Boğdan’da Prut üzerindeki Falçi geçidinin bulunduğu Kartal düzlüğünde ordugâh kurdu. Petro’nun başında bulunduğu 60 bin kişilik Rus ordusu da ırmağın karşı yakasındaki Çuçura’da mevzilendi. Türkler karşı yakaya geçmek için hemen köprü kurmaya giriştiler. Petro’nun Osmanlı askerlerinin üzerine gönderdiği Rus birlikleri geri püskürtüldü ve sabaha kadar dört köprü kuruldu. Sabahleyin Baltacı 40 bin kişilik öncü kuvvetini karşıya geçirmek üzere ileri sürdü. Mevzilerinden karşı koymak için çıkarılan Rus birlikleri, akşama kadar süren bir çatışmadan sonra yenilgiye uğrayarak geri çekilmek zorunda kaldılar (19 Temmuz).
Ertesi gün tüm kuvvetleriyle karşıya geçen Baltacı Mehmet Paşa, düşman mevzilerine cepheden saldırırken, 20 bin atlısıyla yetişip savaşa katılan Kırım hanı Devlet Giray da Rusları arkadan çevirdi. Çok kanlı geçen boğuşma sırasında bir ara yeniçeriler Rusların şiddetli top ateşi karşısında geri çekilmeye kalkıştılar. Hemen duruma el koyan Baltacı, atını öne sürüp kaçmaya yeltenen askerleri kılıç zoruyla engelleyerek ve mehter takımına zafer havaları vurdurup savaşçılarını yüreklendirerek büyük bir bozgunu önledi. Sonunda yaklaşık 25 bin kayıp veren Türk ordusu akşama doğru ovaya egemen tepeleri tutmayı başardı. Öte yandan ordusunun yarısını yitiren Petro, geriye kalan bitkin kuvvetleriyle birlikte Prut Irmağı ve çevresindeki bataklıklar arasında sıkışması yüzünden umutsuz bir duruma düştü (20 Temmuz). Ertesi sabah Ruslar son çare olarak bir karşı saldırıya geçtiler. Ancak, bu saldırının ilk dalgası kendilerini sıkı bir ateş çemberi içine almış olan Türkler karşısında eriyince, Petro çadırına çekildi. Bu arada, ordu komutanlarını toplayıp teslim olmanın kendileri için tek kurtuluş yolu olduğunu öneren Petro’nun karısı Katerina, onlarla birlikte çarı da buna inandırdı. Böylece tüm mücevherleriyle parasını ortaya koyan ve bunlarla birlikte borç para da toplayan Katerina, 200 bin rublelik bir barış fidyesi hazırladı. Savaş, Petro’nın ordusuna teslim bayraklarını çektirmesi ve Baltacı´nın da ordusuna ateşkes emri vermesiyle durdu. Barış elçisi seçilen general Şeremetov, Türk karargahına gelip mücevherlerle paradan oluşan fidyeyi ve Petro´nun aman dileyen mektubu sadrazama çadırında teslim ettikten sonra Rus ordusuna vire bayrakları çekildi ve hemen ardından barış görüşmelerine başlandı ve Prut Antlaşması imzalandı.